ABD'de 3 Kasım'da yapılan ara seçimlerde Demokrat Parti, Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu ele geçirerek Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolüne son verdi.
Demokratların kazanımları yalnızca Washington ile sınırlı kalmadı. Parti, yıllardır Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde valilikleri kazanırken, eyalet meclislerinde de önemli ilerleme sağladı.
Seçim sonuçları, Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminde izlediği ekonomi ve dış politika stratejilerinin seçmenler üzerindeki etkisini gündeme taşıdı.
Özellikle gümrük tarifeleri, İran savaşı ve artan yaşam maliyetleri Cumhuriyetçi adayların seçim kampanyalarında karşılaştığı başlıca sorunlar oldu.
Washington Post gazetesinin seçim sonuçlarına ilişkin analizinde, Demokratların farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden adaylarla elde ettiği kazanımlara, Cumhuriyetçilerin başarısız kalan stratejilerine ve milyarderlerin seçim harcamalarına dikkat çekildi.
DEMOKRATLAR FARKLI KESİMLERDEN ADAYLARLA KAZANDI
Demokrat Parti'nin seçim başarısında farklı mesleklerden, toplumsal gruplardan ve siyasi eğilimlerden gelen adayların etkili olduğu değerlendirildi.
Parti, Temsilciler Meclisi yarışlarında Indiana'nın eşcinsel olduğunu açıkça beyan eden ilk eyalet milletvekili ve Texas'ta Tejano müziğiyle tanınan bir sanatçı gibi farklı geçmişlere sahip isimlerle seçime girdi.
Senato yarışlarında ise Kansas'ta bir din görevlisi, Güney Carolina'da bir çocuk doktoru ve Michigan'da ilerici görüşleriyle tanınan Abdul El-Sayed gibi adaylar öne çıktı.
Michigan'daki Senato yarışını kazanan El-Sayed, zafer konuşmasında Cumhuriyetçilerin toplumun bazı kesimlerini dışlayan bir Amerika anlayışına sahip olduğunu savundu.
El-Sayed, "Onlar bazılarımız için fazla dar bir Amerika istiyor. Biz ise Amerika'nın hepimize yetecek kadar büyük olduğunu biliyoruz" dedi.
Demokratlar, kendi seçmen tabanlarının yanı sıra Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde gençlerden, beyaz kadınlardan ve Latin kökenli seçmenlerden de destek aldı.
Bu sonuçlar, Demokrat Parti'nin ideolojik farklılıklara sahip adaylarla geniş bir seçmen kitlesine ulaşabildiğini gösterdi.
DEMOKRATLAR 16 YIL SONRA VALİLİKLERDE ÇOĞUNLUĞU KAZANDI
Demokrat Parti, Kongre seçimlerinin yanı sıra eyalet valiliklerinde de önemli kazanımlar elde etti.
Parti, 2010 yılından bu yana ilk kez ABD genelindeki valiliklerin çoğunluğunu kontrol edecek konuma ulaştı.
Nevada ve Wisconsin gibi iki parti arasındaki rekabetin yoğun olduğu eyaletlerin yanı sıra Iowa, Ohio ve Georgia'da da Demokrat adaylar seçimleri kazandı.
Texas'ta ise Demokrat Gina Hinojosa, Cumhuriyetçi Vali Greg Abbott'ı yenerek eyalet tarihinde valiliğe seçilen ilk Latin kökenli kadın oldu.
Demokratların kazanımları eyalet yasama organlarına da yansıdı. Michigan, Minnesota, Pennsylvania ve Wisconsin'de eyalet yönetiminin tüm seçilmiş organlarının kontrolü Demokratlara geçti.
Georgia, Iowa, Ohio ve Texas'ta Cumhuriyetçilerin valilik ve eyalet meclisleri üzerindeki birleşik kontrolü sona erdi.
Bu değişimlerin, seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi, kürtaj, iklim politikaları, eğitim ve vergilendirme gibi konularda eyalet yönetimlerinin alacağı kararları etkilemesi bekleniyor.
KAMUOYU ARAŞTIRMALARI DEMOKRATLARIN YÜKSELİŞİNİ GÖSTERDİ
Seçimlerden önce yayımlanan kamuoyu araştırmaları, Trump'ın seçmenler arasındaki desteğinin gerilediğine ve Demokrat seçmenlerin sandığa gitme isteğinin yükseldiğine işaret etmişti.
Anketler, Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanabileceğini ve Senato'da da çoğunluğa ulaşabileceğini ortaya koyuyordu.
Ancak Cumhuriyetçi seçmenlerin sandığa katılımı ve kararsız seçmenlerin tercihleri konusunda belirsizlik bulunuyordu.
Seçim sonuçları, araştırmaların Demokratlara yönelik genel eğilimi doğru yansıttığını, ancak partinin elde ettiği kazanımların büyüklüğünü bazı durumlarda olduğundan düşük gösterdiğini ortaya koydu.
Demokratların Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bölgelerde de kazanması, seçim öncesindeki beklentilerin ötesine geçen bir sonuç olarak değerlendirildi.
SEÇİM GÜNÜNE YÖNELİK MÜDAHALE ENDİŞELERİ GERİDE KALDI
Seçimlerden önce Trump ve bazı Cumhuriyetçi müttefiklerinin açıklamaları, oylama sürecine federal hükümetin müdahale edebileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Trump, seçim merkezlerine asker gönderme ihtimalini dışlamazken, yönetimi seçimlere kısa süre kala vatandaş olmayan kişilerin oy kullandığı iddialarına yönelik soruşturmaları yoğunlaştırdı.
Federal yetkililerin Demokrat bir Kongre üyesinin evinde arama yapması ve Alaska'daki Senato seçimi hakkında cezai soruşturma başlatılması da tartışmalara neden oldu.
Öte yandan Adalet Bakanlığı'nın seçimlerle bağlantılı bazı girişimleri, aralarında Yüksek Mahkeme'nin de bulunduğu yargı organları tarafından engellendi.
Eyalet seçim yetkilileri, federal müdahale ihtimaline karşı uzun süredir hazırlık yaptıklarını belirtti.
Nevada Eyalet Sekreteri Cisco Aguilar, seçimlerden önce yaptığı açıklamada, "Bu seçime hazırlanmak için önceki seçimin hemen ertesi çarşamba gününden bu yana çalışıyoruz" dedi.
Ülke genelinde seçimler, ciddi bir aksama yaşanmadan tamamlandı. Bazı yarışlarda oy sayımı devam etse de seçim uzmanları kazanan adayların ocak ayında görevlerine başlayabileceği görüşünde.
TRUMP'IN EKONOMİ POLİTİKALARINI DESTEKLEYENLER KAYBETTİ
Seçimlerin kaybedenleri arasında Trump'ın ekonomik politikalarını güçlü biçimde destekleyen Cumhuriyetçi adaylar da yer aldı.
Trump yönetiminin ithal ürünlere uyguladığı gümrük tarifeleri ve İran savaşının ekonomik etkileri, özellikle tarım ve sanayi üretiminin yoğun olduğu eyaletlerde tepkiye yol açtı.
İthal sığır etine yönelik politikalar, Amerikalı hayvancılık üreticilerinin de eleştirilerine neden oldu.
Oklahoma ve Iowa gibi geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde bazı parti adayları, seçimler yaklaştıkça Trump'ın ekonomi politikalarıyla aralarına mesafe koymaya çalıştı. Ancak bu girişimler seçim yenilgisini önlemeye yetmedi.
Iowa'da inşaat sektöründe çalışan Drew Brazie, daha önce seçilmesine destek verdiği Cumhuriyetçi Kongre üyesine bu kez oy vermediğini belirtti.
Brazie, söz konusu adayın yeniden kazanması durumunda Trump'ın politikalarını desteklemeye devam edeceğini düşündüğünü söyledi.
Trump'ın adı oy pusulalarında yer almamasına rağmen ekim ayında yaklaşık 24 seçim mitingi düzenleyerek Cumhuriyetçilerin kampanyalarında ön plana çıkması, seçimlerin başkanın politikalarına yönelik bir değerlendirmeye dönüşmesine yol açtı.
CUMHURİYETÇİLERİN SEÇİM BÖLGESİ PLANI TUTMADI
Cumhuriyetçilerin seçim öncesindeki önemli stratejilerinden biri de Temsilciler Meclisi seçim bölgelerinin sınırlarını kendi lehlerine yeniden düzenlemek oldu.
Trump'ın çağrısıyla bazı eyaletlerde seçim bölgeleri, Cumhuriyetçi adayların kazanma ihtimalini artıracak şekilde yeniden çizildi.
ABD siyasetinde gerrymandering olarak bilinen bu uygulama, seçim bölgelerinin belirli bir siyasi partiye avantaj sağlayacak biçimde düzenlenmesini ifade ediyor.
Ancak Demokratlar, Texas ve Florida'da Cumhuriyetçilere avantaj sağlaması beklenen bazı seçim bölgelerini de kazandı.
Bu sonuçlar, Cumhuriyetçilerin seçim bölgelerini yeniden çizerek Temsilciler Meclisi'ndeki sandalye sayılarını koruma stratejisinin beklenen sonucu vermediğini gösterdi.
ELON MUSK'IN 158 MİLYON DOLARLIK DESTEĞİ YETMEDİ
Seçimlerin öne çıkan bir diğer yönü, milyarderlerin siyasi kampanyalara yaptığı yüksek tutarlı bağışlar oldu.
Özellikle teknoloji dünyasının önde gelen isimleri Cumhuriyetçi adayları desteklemek için büyük miktarda kaynak ayırdı.
Tesla ve SpaceX'in sahibi Elon Musk, Texas'taki Senato yarışında Cumhuriyetçi Ken Paxton'ı destekleyen siyasi gruba 158 milyon dolar bağışladı.
Ancak Paxton, Demokrat rakibi James Talarico karşısında seçimi kaybetti.
Cumhuriyetçi gruplar, seçimlerin son haftasında Michigan, Ohio, Texas ve Iowa'daki Senato yarışlarına da önemli miktarda kaynak aktardı. Buna rağmen Demokrat adaylar bu eyaletlerde galip geldi.
Seçim harcamalarını izleyen OpenSecrets kuruluşuna göre, 2026 ara seçimlerinde toplam siyasi harcamaların yaklaşık 12 milyar dolara ulaşması öngörülüyordu.
Milyarderlerin ve büyük bağışçıların seçim kampanyalarındaki etkisi tartışılmaya devam ederken, sonuçlar yüksek tutarlı siyasi harcamaların seçim zaferini garanti etmediğini ortaya koydu.
ABD'DE SİYASİ DENGELER YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
Demokratların Kongre'nin iki kanadında çoğunluğu kazanması ve eyalet yönetimlerindeki konumunu güçlendirmesi, ABD siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Seçim sonuçları, Trump yönetiminin özellikle ekonomi ve dış politika alanındaki kararlarına yönelik seçmen memnuniyetsizliğinin Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü olduğu bölgelerde de etkili olduğunu gösterdi.
Demokratların Kongre'deki yeni çoğunluğu, Trump yönetiminin faaliyetlerini denetleme, soruşturma başlatma ve yasa tekliflerini engelleme yetkilerini genişletecek.
Bununla birlikte parti, seçim kampanyasında öne çıkan hayat pahalılığı, sağlık hizmetleri ve ekonomik eşitsizlik gibi sorunlara yönelik seçmen beklentilerini de karşılamak durumunda kalacak.